TÜSİAD ve TOBB uyarıyor: İşsizlik artacak!
İktidar çevreleri ekonomiyle ilgili uyarılara öfkelense de resmi verilere göre; işsizlik artıyor, büyüme yavaşlıyor, cari açık büyüyor, reel kesimin ve tüketicinin ekonomiye güveni azaldı.
TÜSİAD: "Ekonominin mevcut eğilimi, istihdam olanaklarının artmasını sağlayacak yapıdan uzaktır".
TOBB Sanayi Konseyi: "İstihdam rakamlarındaki son veriler ve piyasalardaki durum, işsizliği artacağına dair ciddi sinyaller vermektedir".
TOBB'un düşünce kuruluşu TEPAV: "Bütçe açığı düşük gösteriliyor".
İş dünyası ve ekonomi çevreleri bazı kamu harcamalarının bütçe dışına, SAYIŞTAY denetimi dışına çıkarılması hazırlığından rahatsız.
Türkiye’de siyasetçilerin en sevmediği şey, ekonomi aktörlerinden ve medyadan gelen ekonomik gidişatın hiç de iyi olmadığına dair uyarılar ve yakınmalardır. Bu tür kaygıları dillendirenlere hemen “kriz tellalı”, “bozguncu” yaftası yapıştırılır.
Özellikle yıpranma dönemine girmiş iktidarlar, aklı selimle yapılan her uyarıyı kendilerine yapılmış bir saldırı olarak algılama eğilimine girerler.
Ne yazık ki, bugün yine benzer bir durumla karşı karşıyayız. İktidar, maksatlı bulduğu uyarılara ve önerilere öfkeli.
Ancak, iktidar çevreleri öfkelense de yakın zamana kadar hükümete açık destek açıklayan Türkiye ekonomisinin başat temsilcileri TOBB ve TÜSİAD gibi kuruluşlardan gelen uyarılar ile medyanın yer verdiği saptamalar çok ciddi. Objektifliğine güvenilen seçkin ekonomistlerin, yorumcuların değerlendirmeleri medyada her gün yer alıyor. Resmi verilere göre; “işsizlik artıyor”, “büyüme yavaşlıyor”, “dış ticaret açığı ve cari açık büyüyor”, “reel kesimin ve tüketicinin ekonomiye güveni azaldı”
TOBB’un düşünce kuruluşu TEPAV’ın Şubat ayında yayımladığı Mali İzleme Raporu’nda, “Hesaplar kaydırılarak bütçe açığı düşük gösteriliyor” saptaması, Maliye Bakanlığı’nca henüz yalanlanmış değil.
Üstelik bütün bu gelişmeler bütün dünyanın “küresel kriz”, “ABD ve AB ekonomilerinde durgunluk” endişesi taşıdığı bir dönemde yaşanıyor.
Böyle bir ortamda hükümetin, bütün gelişmiş ekonomilerde uygulandığı gibi, ekonomi aktörleriyle uzlaşarak uzun erimli, üretimi, istihdamı, ihracatı artıracak mikro önlemler içeren yeni bir programı uygulamaya koyması beklenirken, tam ters yönde adımlar atılıyor. Mali disiplini bozabilecek, bazı kamu harcamalarını bütçe ve Sayıştay denetimi dışına çıkaracak yasa hazırlıklarına girişiliyor.
IMF İLE UZATMALI İLİŞKİ
Hükümet, IMF’in ekonomideki denetiminden de bunalmış gözüküyor. Hükümet, IMF’in ısrarla takip ettiği reformları bir türlü gerçekleştiremediği için gözden geçirme takvimi sarkıyor. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Dış İlişkiler Direktörü Mesud Ahmed, Türkiye ile olan stand-by programının yedinci gözden geçirme döneminin IMF tarafından sonuçlandırılmasının Şubat sonrasına kaldığını, Fonun bu konuda, sosyal güvenlik ve vergi idaresi reformlarına ilişkin ilerlemeleri beklediğini söyledi. 2007 yılında ulaştığı 38 milyar dolarlık düzeyi ile GSMH’nin yaklaşık yüzde 8’ine yaklaşan Cari İşlemler Açığı’nın yüksekliği de son dönemde IMF uzmanlarınca sık sık dile getiriliyor.
İŞSİZLİK UYARISI
Şubat ayının son günlerine TÜİK açıkladı, Hane Halkı İşgücü Anketi sonuçları ile TOBB ve TÜSİAD’dan gelen işsizlikle ilgili uyarılar damgasını vurdu. 2007 yılının son çeyreğinde toplam istihdam azalırken, işsizlik oranı yükseldi. TÜİK verilerine göre, 2007 yılının dördüncü üç aylık sonuçlarına göre, geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla tarım dışı sektörlerde ilave istihdam yaratılamadı. Toplam istihdam 19 bin kişi azalırken, işsiz sayısı 79 bin kişi yükseldi. Tarım dışı işsizlik oranı; geçen senenin son dönemine oranla 0.4 puan artarak, yüzde 12.6’ya çıktı. Toplam işsizlik oranı ise aynı dönemde 0.5 puan artarak, yüzde 10.1 olarak gerçekleşti. 2004 yılının birinci döneminden itibaren istihdam artışının yaşandığı tarım dışı sektörlerde, 2007’nin son çeyreği itibariyle istihdamda gerileme yaşandı.
Son verileri değerlendiren TÜSİAD işsizlik ve istihdam verileriyle ilgili şu saptamaları yaptı:
- İşgücüne katılma oranı düşmektedir.
- 2007’nin ikinci yarısından itibaren sanayi sektörü istihdamı azalmaktadır
- İç talebin yavaşlamasıyla beraber, hizmet sektörleri istihdam artışı yavaşlamaktadır.
- Ekonominin mevcut eğilimi, istihdam olanaklarının artmasına olanak sağlayacak bir yapıdan uzaktır.
TOBB SANAYİ KONSEYİ’NİN MANİFESTOSU
Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile Konsey Başkanı Tanıl Küçük ve Sanayi Odası başkanları ve konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen TOBB Sanayi Odaları Konseyi toplantısı sonunda yayımlanan bildiri ise, tam bir “ekonomi manifestosu” niteliğindeydi.
Sanayinin rekabet gücünün artırılabilmesi için çok acil önlemlere ihtiyaç duyulduğu vurgulanan bildiride, TÜSİAD gibi “işsizliğin artacağı uyarısında bulunuldu.
Bildiride şöyle denildi:
“Uygulanan kur ve faiz politikası ile artan ithalat karşısında iç piyasada yaşanan darboğaz giderek büyümektedir. Büyüme ve sanayide kapasite kullanım oranlarındaki sinyaller ciddi olarak izlenmeli ve gereken tedbirler vakit geçirilmeden alınmalıdır. İstihdam rakamlarındaki son veriler ve piyasalardaki durum işsizliğin artacağına dair ciddi sinyaller vermektedir.”
Bildiride hızla TBMM gündemine alınan bazı kamu fonlarını bütçe dışına çıkarmayı öngören yasal düzenlemelere de atıfta bulunularak, “Ekonomik istikrar için hayati önemdeki mali disiplinin korunmasını tehdit edecek ve denetim dışı harcamalara ve bütçe dışı fonların kurulmasına yol açacak düzenlemelerden kaçınılmalıdır” uyarısı da yapıldı.
Düşük kur politikasının ithalatı artırdığı, ihracatta kârlılık ve verimliliğin, artan ithalata karşı sektörlerin rekabet güçlerinin yeniden gözden geçirmek zorunluluğu doğurduğu vurgulandı.
TÜKETİCİLERİN EKONOMİYE BAKIŞI ÇOK KÖTÜ
TÜİK’in Merkez Bankası ile birlikte yürüttüğü Aylık Tüketici Eğilim Anketi de, 2008 Ocak ayı sonuçları itibarıyla tüketicinin ekonomiye güveninin çok kötümser bir düzeye geldiğini ortaya koydu. Tüketici Güven Endeksi 2004’ün Ocak ayında 111.40 ile iyimser bir seviyede iken, 2008 Ocak ayında 92.12 puana indiği gözlendi.
Tüketicilerin mevcut genel ekonomik durum ile ilgili eğilimi de 2004 Ocak ayında 115.30 puan iken, bu gösterge Ocak 2008’de 84.57 puana geriledi. Tüketicilerin genel ekonomik durumun gelecekteki seyrine ilişkin beklentileri, Ocak 2004’de 117.58 ile oldukça olumlu bir seviyede iken, Ocak 2008’de 87.42 puan ile oldukça kötüleşti.
2007 yılı Aralık ayında 93,89 olan Tüketici Güven Endeksi, 2008 yılının Ocak ayında ise 92,12 değerine düştü.
Endeksin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durum, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durum, 100 olması ise tüketici güveninde ne iyimser ne de kötümser durum olduğunu gösteriyor.
REEL KESİM TEDİRGİN
Merkez Bankası’nın reel sektörün ve ekonominin nabzını tutmak için 2007 yılı başından itibaren yürüttüğü İktisadi Yönelim Anketi kapsamındaki Reel Kesim Güven Endeksi de, reel sektörün ekonomiye güveninin kötüye gittiğini ortaya koyuyor. Merkez Bankası İstatistik Genel Müdürlüğü Reel Sektör Verileri Müdürlüğü’nün derlediği veriler; 2007 yılı Ocak ayında 115.30 olan endeks değerinin, Ocak 2008’de 103.90’a gerilediğini gösteriyor.
Reel kesimin ekonomik gidişata ilişkin değerlendirmesi ise oldukça kötümser. Ocak 2007’de 107.70 ile iyimser seviyede bulunan reel kesimin ekonomik gidişata bakışına ilişkin endeks değeri, Ocak 2008’de 91.00 endeks puanıyla oldukça kötümser bir seviye gerilemiş bulunuyor. Merkez Bankası anketinin seyri TÜSİAD ve TOBB’nin değerlendirmeleriyle de örtüşüyor.
BÜYÜME HIZI DÜŞÜYOR
TÜİK’in açıkladığı son veriler, büyüme hızının da ekonomi aktörlerinden gelen haykırışların nedensiz olmadığını ortaya koyuyor. Üç aylık dönemler itibarıyla büyüme hızının önemli oranda düştüğü görülüyor. 2007 yılının üçüncü üç aylık döneminde GSMH ve GSYİH artış hızının 2002 yılı seviyelerine gerilediği görülüyor. 2007 yılının üçüncü üç aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre sabit fiyatlarla gayri safi milli hasıla sadece yüzde 2 artış gösterdi. GSYİH’da kaydedilen artış ise üçüncü üç aylık dönemdi yüzde 1.5 düzeyinde kaldı.
Büyüme hızının düşmesi en çok vergi gelirlerini etkiliyor. Vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 70’inin dolaylı vergilere bağlı olduğunu düşündüğümüzde, büyüme hızındaki düşüşün en çok bütçe yapısını etkilediğini görüyoruz. Ekonomistlere göre, büyüme hızı 2008’de yüzde 5,5 yerine yüzde 4 olursa, bu kalemde öngörülenden en az yüzde 25 daha az gelir elde edileceği hesaplanıyor.
BÜTÇEDEKİ MAKYAJI TEPAV AÇIKLADI
TEPAV, bütçe ile ilgili çok önemli bir uyarıda bulunarak, "muhtelif kesimlere ödenek üstü iş yaptırılıp, bunların bedelinin geciktirilip, bir sonraki yıla ertelenerek, bütçede kamu açıklarının düşük gösterildiğini" açıkladı.
TEPAV'ın 2007 yılının tamamını kapsayan Mali İzleme Raporu'nda, "Bu uygulama aslında kamu maliyesine reel olarak hiçbir tasarruf sağlamayan, aksine ekonomiye maliyeti olan, bunun yanı sıra kamuoyuna mali disiplin konusunda yanıltıcı bir izlenim veren saydamlıktan uzak bir tercihi yansıtmaktadır" denildi. Merkezi Yönetim Bütçesi'nin 2007 yılı sonunda 13,9 milyar YTL açık verdiği, bütçe açığında bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 200 oranında artış olduğu bildirilen Rapor'da, yerel yönetim ve fon payı ödemelerinden kaynaklanan etki arındırılarak bakıldığında ise, bütçe açığındaki artış oranının yüzde 138 olduğu kaydedildi.
Rapor'a şöyle devam edildi: "Bütçe gelirleri arasında yer alan özelleştirme gelirleri (TELEKOM hisse satış gelirleri ile özelleştirme kapsamında arsa satış gelirleri) dışarıda tutularak bütçe dengesindeki gelişmelere baktığımızda ise, 2006 yılı sonunda 7,2 milyar YTL olan bütçe açığı 2007 yılı sonunda 20,8 milyar YTL'ye çıkmaktadır. Bu durum bütçe açığının özelleştirme ağırlıklı kaynaklarla kapatılmaya çalışıldığına işaret etmektedir. 2007 yılı mali izleme raporlarında sürekli dile getirdiğimiz gibi, bütçedeki olumsuz gelişme kendisini esas olarak program tanımlı faiz dışı dengede göstermiştir. Nitekim, 2007 yılı sonunda program tanımlı faiz dışı fazla performansı, hedefin oldukça altında kalarak 21,7 milyar YTL düzeyinde gerçekleşmiş ve faiz dışı fazla program hedefinin % 68,4'ü düzeyinde kalmıştır. IMF tarafından geçmişe yönelik olarak yapılan revizyonlar çerçevesinde, bütçe performansına bakıldığında; 2007 yılı, programın uygulandığı sekiz yıl boyunca mali uyum açısından en düşük performansın yaşandığı yıl olmuştur. Öte yandan, kamu otoritesi tarafından açıklanan resmi bütçe rakamlarının da devletin gerçek mali durumunu yansıtmadığı dikkate alındığında, 2007 yılında kamu maliyesindeki bozulmanın, bilinenin çok üzerinde olduğu sonucuna ulaşmaktayız."
BÜTÇEDEN FON KAÇIRMA
Uluslararası kuruluşların, reel kesimin ve tüketicilerin ekonomiye güvenlerinin azalmasına yol açan bir başka uygulamayı ise, bazı kamu fonlarını bütçe dışına, Sayıştay denetimi dışına çıkarma gayreti oluşturuyor. Halen TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu gündeminde bulunan “Ulaştırma Altyapıları Kanun Tasarısı” köprülerden, otoyollardan, özelleştirilen hava alanlarından, taşıt muayene istasyonlarından alınan gelirlerin yüzde 90’ının, Ulaştırma Bakanlığı’nın yatırımlara ayırdığı kaynağın bütçe dışına alınacak, aynı fon havuzunda toplanmasını öngörüyor.
Yaşanan krizlerin ardından mali disiplini sağlamak amacıyla ve IMF zoruyla bütçe dışı fonları ortadan kaldıran Türkiye ekonomisi, yeniden bütçe ve Sayıştay denetimi dışındaki fonlarla karşılaşmak üzere. TOBB gibi Türkiye ekonomisinin en temel kuruluşları, hükümeti bütçe dışı fon yaratacak yasal düzenlemeler yapmama konusunda uyarmak zorunda kalıyor.
BAŞKA NE DENİLEBİLİR Kİ?
İşte 2008 yılının ikinci ayını bıraktığımız şu günlerde Türkiye ekonomisinin genel görünümü, subjektif ve kişisel kaygılardan uzak, tamamen resmi verilere dayanan nesnel değerlendirmelerle böyle.
Hepimize kolay gelsin…
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Yazıcı-dostu sürüm
