Tam rekabet piyasasında, piyasa işlerliği arz-talep dengesine (dengesizliğine) dayanır. Normal koşullarda talep artışını arz artışının izlemesi ve dönemsel olarak yüksek fiyatların sektöre yatırım çekerek arzı artırması sonucu, fiyatların belli bir dengeye gelmesi beklenir. Dolayısıyla, tam rekabet piyasalarında fiyatın talebi izlemesi beklenir. Arz sabitken talep arttıkça, fiyatın artması kaçınılmazdır. Elektrik piyasalarında ise, kısa hatta orta dönemde arz sabittir, çünkü bu piyasada yatırım süresi diğer piyasalardan uzundur.
Elektrik enerjisi piyasası üretim, iletim, dağıtım, toptan satış, perakende satış, perakende satış hizmeti, ithalat ve ihracat dahil olmak üzere; elektrik enerjisi ve kapasite alım satımı ile bu faaliyetlere ilişkin işlemlerden oluşan piyasadır. Piyasada arz ve talep ikili anlaşmalarla hareket etmekte, arz ve talep açıkları spot piyasada yük alma ve yük atma fiyatları ile dengelenmekte ve piyasa merkezi tarafından taraflar arasında mali uzlaşma sağlanmaktadır.
İkili anlaşmalar piyasasını, gerçek ve tüzel kişiler arasında özel hukuk hükümlerine tabi olarak, elektrik enerjisi ve/veya kapasitenin alınıp satılmasına dair yapılan ve Kurul (EPDK) onayına tabi olmayan ticari anlaşmaların oluşturduğu piyasa olarak tanımlayabiliriz. Tedarikçiler geçmişte ikili anlaşmaların çoğunda referans fiyat olarak, TEDAŞ Tek Terimli Sanayi Tarifesi’ni almış ve bu fiyat üzerinden indirim uygulayarak satış yapmışlardır.
Sistemdeki arz ve talebin yük alma, yük atma tekliflerinin kabul edilmesi suretiyle; gerçek zamanlı olarak dengelenmesi, lisans sahibi tüzel kişilerin dengeleme ve uzlaştırma sistemine katılımlarına ve üretim, tüketim, alım ve satım işlemlerinin bir ya da bir kaçını yapmaları neticesinde, kendilerinin ya da ikili anlaşmalar yoluyla sorumluluklarını üstlendikleri diğer piyasa katılımcılarının ve serbest tüketicilerin, yapmış oldukları uzlaştırmaya esas ikili anlaşmalarla tesis edilmiş olan hak ve taahhütlerinden farklı şekilde, sistemden çektikleri ya da sisteme verdikleri aktif elektrik enerjisine ilişkin alacak ve borçlarının mali açıdan uzlaştırılması dengeleme piyasasını oluşturmaktadır.
Dengeleme Piyasası aşağıdaki üç ana esasa dayanmaktadır:
- Enerji açığı olan piyasa katılımcıları için ve enerji fazlası olan piyasa katılımcıları için tek bir Sistem Dengesizlik Fiyatı’nın (SDF) uygulanması,
- Dengeleme Piyasası’nda Sistem Marjinal Fiyatı’nın (SMF) bir saat içinde kabul edilen en yüksek yük alma veya en düşük yük atma teklifi ile belirlenmesi,
- Bu fiyatların, özel sektör yatırımlarını çekebilmek için, kapasite açığı ve arz-talep dengesine ilişkin bir sinyal içermesidir.
Ülkemizde Dengeleme Piyasası
Önce ikili anlaşma modeli ile başlayan ve dengeleme işlemini TETAŞ (ve EÜAŞ) üzerinden yapan sistemde, 01.08.2006 tarihinden itibaren Dengeleme Piyasası da nakdi uygulamalara açılarak, YAL ve YAT teklifleri dengeleme birimlerinden alınmaya başlanmıştır. Nakdi uygulama öncesinde ikili anlaşma piyasasının genişliği toplam üretimin %20’sidir.
Nakdi uygulamalar öncesi TETAŞ, YAL (Yük Alma) ve YAT (Yük Atma) fiyatları ilan ederek dengelemeyi sağlamıştır. TETAŞ’ın YAL ve YAT fiyatları arasındaki marj, kamunun elindeki arz fazlalılığı nedeniyle yüksek olup, nakdi uygulama öncesinde doğalgaz ve elektrik fiyatı arasındaki bandın gaz maliyetlerindeki artış yüzünden daralması ve özel sektör üretiminin doğalgaz ağırlıklı olması, Dengeleme Piyasası’nda ortaya çıkan fiyatın TEDAŞ perakende satış fiyatlarının üzerinde olması, yaz ve kış puantlarının yüksekliği nedeniyle, EÜAŞ portföyündeki santrallerin (rehabilitasyon yatırımlarının yapılmaması sonucu) ek yük alamaması, özel sektör üreticilerini ikili anlaşma piyasasında portföy boşaltıp, Dengeleme Piyasası’nda faaliyet göstermeye yöneltmiştir. Kısa vadede kârlı görünen bu durum aslında ikili anlaşma piyasasında oluşması beklenen ve uzun dönemde sinyal özelliği olabilecek fiyatlamayı sağlıksız duruma getirmektedir.
Piyasa başlangıcında TEDAŞ talep tahminlerinin, gerek miktar gerekse gece gündüz puant dönemlerinde hatalı yapılmış olması nedeniyle, sistem dengesizlik fiyatı anormal bir şekilde yüksek oluşmuştur. Asıl tartışılması gereken konu ise arzın daraldığı bir dönemde nakdi uygulamalara geçilmesidir. Normalde piyasa uygulamaları açısından, arz fazlalığının olduğu dönemde nakdi uygulamalara geçilmesi, piyasa ve fiyat istikrarı açısından tercih edilen bir durumdur. Tam rekabet piyasalarında arzın sınırlı olduğu bir yapıda manipülatif üretici davranışları doğabilmektedir.
Gaz fiyatlarındaki artışlar nedeniyle özel sektör üretim şirketlerinin kâr marjlarının daralması ya da maliyetlerinin satış fiyatlarının üzerine çıkması nedeniyle, portföylerin boşaltılarak ikili anlaşmaların sonlandırılması, tüketicileri TEDAŞ’a yöneltmiş, TEDAŞ’ın talebinin gerek miktar ve gerekse gece gündüz puant dönemlerinde sapması nedenleriyle dengeleme piyasasında TEDAŞ açığa düşmüştür. TEDAŞ’a kayan müşteri tüketimini dengeleme piyasasında satan özel sektör üretim şirketleri TEDAŞ fiyatının üzerinde bir fiyata enerji satabilmişlerdir.
Bu durum zaten nakit açığı içinde bulunan kamu kesimi açısından sürdürülemez bir yapı olup, piyasayı daha kuruluş aşamasında havuz modeline çevirebilecek bir etki yaratmıştır. TEDAŞ’ın ikili anlaşma ile tüketici ve enerji tedarikini gerçekleştirmesi ve talep tahminlerini yeni duruma göre gerçekçi bir tabanda yapması gerekir. Arz sıkıntısının olduğu dönemde dengeleme piyasasında nakdi uygulamaya geçiş, ikili anlaşmalar piyasasındaki kontratların sona erdirilerek bu piyasada işlem gören enerjinin dengeleme piyasasında işlem görmesine yol açarak, yasanın öngördüğü piyasa yapısından uzaklaşma etkisi doğurmuştur.
Piyasa uygulamalarının hedefi ikili piyasanın genişlemesi ve fiyatın sinyal özelliğine kavuşmasıdır. Bu sürdürülebilir yatırım açısından gereklidir. Dengeleme pazarında fiyatlar spekülatiftir. Bu fiyatlara göre uzun dönemli davranış geliştirilemez. Piyasa işleticisi ile sistem işleticisinin ayrılması ve pazar yerinin ve çalışma esaslarının belirlenmesi gerekir.
Türk Elektrik Piyasası’nda ikili anlaşma ve dengeleme piyasalarının açılmasından sonraki dönem, ölçme ve kontrol altyapısının kurulmasına paralel olarak sınırlı bir gün öncesi piyasası (iletime doğrudan bağlı müşteriler ve ölçme kontrol altyapısını tamamlayan tüketiciler için) gün öncesi (talep tarafının katılımı) forward ve finansal piyasalardır. Bu piyasalar birbirlerini gelişme ve derinlik derecesine göre tetikleyen özellikler gösterir.
Özelleştirmelerin gerek dağıtım gerekse üretim sektöründe tamamlanması, ve TETAŞ sözleşmelerinin (Yİ, YİD, İHD) sona ermesi ile piyasaların tam olarak çalışması beklenebilir. Arz açığının özel sektör yatırımları ile kapatılamadığı her durumda piyasalaşmadan uzaklaşma söz konusu olacaktır.
Dengeleme Piyasasında Fiyatlar ve Aktörler
Saatlik sistem marjinal fiyatı, dengeleme amacıyla; sistemin enerji açığını gidermek için yük aldırılan dengeleme birimlerine uygulanan, kabul edilen en yüksek saatlik yük alma teklif fiyatını veya sistemin enerji fazlasını gidermek için yük attırılan dengeleme birimlerine uygulanan, kabul edilen en düşük saatlik yük atma teklif fiyatını, sistem dengesizlik fiyatı ise bir fatura dönemi içerisindeki her bir uzlaştırma dönemi için saatlik sistem marjinal fiyatlarının ağırlıklı ortalamasını ifade eder. Verilen tabloda sistem dengesizlik fiyatları yer almaktadır.
| Sistem dengesizlik fiyatları | ||||||||
| YTL/MWh | USD/MWh | |||||||
| Gündüz | Pik | Gece | Ortalama baz yük fiyatı | Gündüz | Pik | Gece | Ortalama baz yük fiyatı | |
| Ocak 2007 | 137,02 | 121,36 | 126,15 | 130,13 | 95,58 | 84,66 | 88,00 | 90,78 |
| Şubat 2007 | 128,91 | 122,51 | 109,69 | 121,17 | 91,86 | 87,30 | 78,16 | 86,34 |
| Mart 2007 | 131,29 | 98,26 | 114,98 | 118,97 | 92,73 | 69,40 | 81,21 | 84,03 |
| Nisan 2007 | 139,00 | 129,90 | 130,26 | 134,19 | 101,72 | 95,06 | 95,32 | 98,20 |
| Mayıs 2007 | 126,86 | 114,26 | 109,50 | 118,45 | 94,60 | 85,20 | 81,65 | 88,32 |
| Haz. 2007 | 146,41 | 142,45 | 125,04 | 138,46 | 110,45 | 107,46 | 94,33 | 104,46 |
| Tem. 2007 | 150,40 | 154,13 | 143,69 | 148,94 | 116,75 | 119,64 | 111,54 | 115,62 |
| Ağus. 2007 | 145,34 | 159,18 | 114,03 | 137,79 | 110,24 | 120,74 | 86,49 | 104,51 |
| Eylül 2007 | 117,01 | 139,74 | 98,55 | 115,59 | 92,14 | 110,03 | 77,60 | 91,02 |
| Ekim 2007 | 98,90 | 117,95 | 68,54 | 92,75 | 82,18 | 98,01 | 56,95 | 77,07 |
| Kasım 2007 | 144,83 | 157,88 | 106,95 | 134,92 | 121,26 | 132,19 | 89,55 | 112,97 |
| Aralık 2007 | 148,21 | 167,01 | 114,01 | 140,73 | 125,24 | 141,12 | 96,34 | 118,91 |
| Ocak 2008 | 169,05 | 177,67 | 148,59 | 164,03 | 143,46 | 150,77 | 126,09 | 139,19 |
| Şubat 2008 | 170,82 | 176,84 | 153,84 | 166,41 | 144,96 | 150,07 | 130,55 | 141,22 |
Tablodan görüleceği üzere, fiyatlar oldukça geniş bir bantta hareket etmekte, dönemsel olarak istikrarlı seviyelere oturmaktadır. Oldukça sığ bir piyasa olsa da, arz sıkışıklığının fiyatlara yansıdığını ifade edebiliriz. Fiyatlar hem ikili anlaşmalar piyasasını hem de yatırım kararlarını etkileyen en önemli göstergedir. Çünkü yatırımcılar fiyata göre yakıt ve kurulu güç çalışması yapacak, hatta kuruluş yerini buna göre seçeceklerdir.
Dengeleme piyasasındaki çalışmanın yük yönü dikkate alındığında, sistem marjinal fiyatı dolayısıyla, marjinal santral analizi önem kazanır. Marjinal santral analizinin ise, rekabetçi piyasalarda hem yakıt türü hem de katılımcı itibariyle yapılması gerekir. Piyasa yapısı dengeleme birimleri ve kurulu güç açısından ele alındığında, EÜAŞ’ın elinde bulunan barajlı hidroların, özellikle de Fırat Havzası santrallerinin, özel sektör portföyü dikkate alındığında ise, doğalgaz santrallerinin kaynak ve aktör olarak öne çıkması beklenir. Ayrıca EÜAŞ dengeleme birimleri piyasada oluşan SMF ve SDF etkilidir. Zira halen EÜAŞ toplam 24.000 MW yaklaşan kurulu güçle dengeleme piyasasının en etkili aktörüdür.
Gece döneminde talep düşmesi nedeniyle santraller arasındaki SMF ve SDF farkının azalması, gündüz ve puant döneminde ise artması beklenir. Türkiye yük eğrisi düşünüldüğünde, bu fark Temmuz-Ağustos ve Kasım-Aralık-Ocak aylarında daha belirgin olarak ortaya çıkar.
Puant dönemde barajlı hidrolar, gece döneminde ise al/öde anlaşmaları gereği TETAŞ doğalgaz santrallerinin marjinal santral olması kaçınılmazdır. EÜAŞ’ın yanısıra piyasa aktörleri açısından bir diğer belirleyici kamu aktörü TETAŞ tır. Bu durum piyasadaki mülkiyet yapısının da bir sonucudur. Diğer bir ifade ile özel sektör santrallerinin marjinal fiyat belirleme oranı düşüktür. Sonuç olarak, yakıt tipinde yukarıda belirtildiği gibi barajlı hidro ve doğalgaz santralleri, aktör olarak da EÜAŞ ve TETAŞ piyasada belirleyici rol üstlenmektedir.
PMUM (Piyasa Mali uzlaştırma Merkezi) verileri incelendiğinde, sistemin yük alma yönünde hareket ettiği görülmektedir. Bu durum, sistemdeki enerji açığını ifade eder ve normal şartlarda yatırım ihtiyacı gündeme getirir. Talep tarafında ise, dağıtım şirketlerinin doğru talep tahmininde bulunamaması nedeniyle, açığa düştüğünü söyleyebiliriz. Dönem olarak açık en fazla puant döneminde yaşanmaktadır.
Sonuç
İkili anlaşmalardan dengeme piyasasına arz yönlü kayış sağlıksız olmakla birlikte, özel sektör santrallerinin doğalgaz yakıtlı olması ve sistemin yük ihtiyacı nedeniyle gerçekleşen zorunlu bir durumdur. Sağlıklı işleyen piyasalarda dengeleme piyasası oldukça dar bantta hareket eder, hatta gün öncesi piyasaların bulunduğu durumlarda, bu bant daha da daralır ve sistem operatörünün manevra kabiliyeti arttığı gibi, fiyat istikrarı da yakalanmış olur.
Türkiye’de mevcut koşullarda piyasasının açıldığı dönem ve düzenlemeler dikkate alındığında, makro açıdan kamu sektöründen özel sektöre kaynak transferi olduğunu ifade edebiliriz. Bu durum ikili anlaşma ile serbest tüketicilere satış yapan özel sektör santrallerinin tüketicilerinin TEDAŞ’a kayması, TEDAŞ’ın da dengeleme piyasasından yüksek fiyatla özel sektör santrallerinin arz ettiği elektrik enerjisini alması şeklinde gerçekleşmektedir. Bunun sonucu olarak, TEDAŞ’ın mevcut açığı büyürken, TEİAŞ’ta da nakit açığı doğmuştur.
Bizim her zaman ifade ettiğimiz gibi, nakit olarak güçlü olmayan piyasalarda yatırım yapılamayacağıdır. Arz fazlasının yaratılmadığı ortamda ise, piyasalaşma ve piyasalardan beklenen uygun maliyet, kaliteli enerji vb. hedeflerinin tutturulmasının mümkün olamayacağıdır. Bu açıdan mevcut piyasa yapısında nakit açıkları sürdükçe piyasadan uzaklaşılacak ve/veya güdümlü fiyat ve müdahaleci yapı doğacaktır.
Fiyat tahmini yapılmasında aktörlerin ve santrallerin yapısı ile mevzuatın iyi analiz edilmesi proje finansmanı için önem kazanmıştır. Proje stoku çok olmakla birlikte, bu projelerin realize edilmesinde uzun dönem fiyatların finansörlere ispatı gerekir. Bu anlamda enerji girişimcilerinin ve özellikle de finansörlerin diğer piyasalara benzemeyen elektrik piyasasında fiyat tahmin modellerini kullanmaları, risk analizi açısından gerekli ve zorunludur. Kaldı ki, rakip santral analizleri için de bu tür bir çalışma gereklidir.
Tarafımızdan yapılan model çalışmalarında, gerek kurulu güç gerekse ileriki dönemde devreye girecek santraller dikkate alındığı gibi, Türkiye yük eğrisi talep tahmini ve mevzuat kısıtları da modelin çalışmasında yer almaktadır. Özellikle senaryo santrallerinin, alternatif senaryoların kullanılması fiyat tahmini açısından zorunludur. Elbette şirketlerin yakıt türü faaliyet çeşidi ve benzeri açılardan şirket stratejilerinin de olması ve bu stratejilerin mevcut durum dikkate alınarak ileriye doğru sektörün yönelişlerine göre konumlandırılması esastır. Aksi takdirde, sektörde ayakta kalamayan bir çok oyuncu görmemiz mümkündür.
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Yazıcı-dostu sürüm
