Yakın Çevremizde Son Gelişmelerle Neler Oluyor? -Sinan OĞAN

UZUN BİR ARALIKTAN SONRA TÜRKİYE CUMHURBAŞKANI TÜRKMENİSTAN’DA

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Türkmenistan’a resmi ziyareti, Türkiye-Türkmenistan ilişkilerini yeniden değerlendirmemize sebep olmuştur. Zira zengin enerji kaynaklarına sahip olan Türkmenistan bölgesel ve küresel güçlerin dikkat merkezinde olmaya devam etmektedir.

Berdimuhammedov ilk gezisinde Türkiye’yi niçin tercih etmedi?

Saparmurat Türkmenbaşı’nın ölümünden sonra iktidara gelen Gurbangulu Berdimuhammedov’un Türkmenistan’ı tarafsızlık politikasından yavaş yavaş uzaklaştırarak, uluslararası siyaset arenasına döndürdüğüne şahit olmaktayız. Bu çerçevede Türkmenistan’ın zengin doğalgaz ve petrol kaynaklarından pay alabilmek için başta Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Vladimiroviç Putin olmak üzere, birçok bölgesel ve küresel ülke liderinin bu ülkeyi ziyaret ettiğini görmekteyiz. Aynı şekilde Berdimuhammedov’un Türkmenbaşı’ndan farklı olarak da dış gezilere çıktığını da görmekteyiz. Bu çerçevede iktidara geldikten sonra Türkmen Devlet Başkanı, Rusya Federasyonu, AB (Brüksel) ve Suudi Arabistan olmak üzere birçok ülkeyi ziyaret etmiş ve fakat Türkiye’ye gelme zahmetinde bulunmamıştır.

Ülke liderlerinin ilk dış gezilerini hangi ülkelere yaptığı konusu, diplomatik dilde çok anlamlar ifade edebilir. Bu çerçeveden bakıldığında, Türkmen Devlet Başkanı’nın daha Türkiye’ye resmi ziyaret için gelmeyişi ve Türk Cumhurbaşkanı’nın da daha yeni bu ülkeye gitmesi, çok yakın ikili ilişkiler içerisinde olması gereken iki ülke ilişkileri hakkında, hissiyattan uzak ayağı yere basar değerlendirmeler yapmamızı sağlayabilir.

Türkmenistan doğalgazı başka yerlere gidiyor!...

Türkiye ile Türkmenistan arasında doğalgaz alımı konusu, bu ülkenin bağımsızlığına kavuştuğu 1991 yılından beri devam etmiş olmasına rağmen, bugüne kadar net bir netice alınabilmiş değil. Oysa, Türkmen gazı Rusya, Çin ve İran tarafından uzun zamandır alınmakta ve yeni alım anlaşmaları da imzalanmaktadır.

Bugünkü üretim kapasitesi de, zaten bu ülkenin kendi ihtiyacını karşılamakta ve geri kalanı da yukarıda ismi geçen ülkelerle yapılan anlaşmalar gereği bu ülkelere satılmaktadır. Her ne kadar NABUCCO hattı için bastıran Türkiye’ye karşı Berdimuhammedov, “Bizim bütün boru hattı projelerine yetecek gazımız var” demiş olsa da, bu konuda somut bir netice alınamadığı gibi, bu hattın nihai gidiş noktası olan AB ülkelerinden de, bu hata ciddi bir destek gelmemektedir. AB ülkelerinin Rusya ile ayrı ayrı anlaşmaları olduğunu göz önüne aldığımızda, NABUCCO hattı orta ve belki de uzun vadede gerçekleşmesi mümkün olabilecek bir hat olarak atıl durumda kalmaktadır.

Türk kamuoyuna yeni bir umut mu?

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün son ziyaretinde de başta elektrik olmak üzere çeşitli alanlarda işbirliği gündeme gelmiş, bu ülkede iş yapan Türk işadamlarının yatırımları ve sorunları masaya yatırılmıştır. Ancak, bütün bunlar Türkmenistan’ın sahip olduğu stratejik hammadde olan doğalgaz rezervleri yanında sadece ayrıntı olarak kalmaktadır. Reis-i Cumhurlarımız ise ayrıntılar konusunda elde ettiğimiz başarılarla kendilerini avutmaya; Türk kamuoyu ise bu konuda yeni umutlarla doldurulmaya devam edilmektedir.

IRAK’TA KURDURULAN KÜRDİSTAN’A “YAVRU VATAN” AMBALAJI MI?

Irak’ta ileride Türkiye’yi de bölme tehlikesi olan bir Kürt devleti kurdurulmakta, bu yapılırken de, Türkiye bu oyuna alet edilmektedir. Bu konu aslında uzun bir süreden beri gündemdeki bir meseledir. Irak daha işgal edilmeden, Irak’ın üçe bölüneceği senaryoları hazırlanmıştı. Saddam rejimine karşı ülkede çekilen “paralel” hatlar ve bu paraleller dışında kalan Kürtler ve Şiiler, Amerikan (Türk) korumasına verilmekte, özellikle Irak’ın kuzeyinde kurdurulmaya çalışılan devletçiğin lider kadrosu, Türkiye’nin “Kırmızı Pasaportları” ile uluslararası sisteme entegre edilmekteydi.

Kukla devletçiği yaşatmak adına…

Bugün yapılan iş Irak’ın kuzeyinde bir kukla devletçik kurdurmak ve Türkiye’nin rızası olmadan fazla yaşama şansı olmayan bu devletçiği ise, “yavru vatan” gibi biraz da KKTC’ye atıfta bulunarak, Türk kamuoyuna şirin gözükecek yeni bir ambalajla sunma gayretleri gözükmektedir. Maalesef Türkiye’de de birçok yazar-çizer takımı bu oyuna alet olmaktadır.

Uygulamaya konan senaryo son derece açıktır. Irak Kürtleri Türkiye’nin hamiliğine verilmek isteniyor. Hatta daha ileride Kerkük petrollerinden Türkiye’ye pay verilmesi dahi gündeme gelebilir. Bunun karşılığında, Irak Kürtleri Türkiye’nin hamiliğine verilecektir.

Türkiye’nin zayıf anını hedefleyen senaryo

Bu durumda Türkiye’nin hamiliğindeki Irak Kürtleri, siyasi ve idari oluşumlarını hızla tamamlayacak, Türkiye’deki Kürtlerle entegre olmaları hızlandırılacak, Suriye ve İran Kürtlerine de entegrasyon yolu açılacak, bunun için bu iki ülkeye muhtemel Amerikan operasyonu sonrasında gevşeyen idari yapı ile bu bölgedeki Kürtler de bir şekilde Ankara ve Diyarbakır’a baktırılacak ve ondan sonra da oturup Türkiye’nin zayıf bir anı beklenecektir. Elbette bu bekleyiş, öyle sıradan bir bekleyiş olmayacaktır.

Türkiye’nin zayıf anı olmasa bile bunun olması için müttefiklerimiz terör dahil bir çok yönteme el atmaktan çekinmeyeceklerdir. PKK terörü konusunda yapılanlar ise, “ölümü gösterip sıtmaya razı olmak” politikasının bir neticesidir.

PUTİN’İN VELİAHTI DİMİTRİ MEDVEDEV İLE RUSYA’YI VE TÜRKİYE’Yİ NELER BEKLİYOR?

Rusya nihayet varisini seçti. Rusya Federasyonu’nun ilk Devlet Başkanı Boris Yeltsin’in 1999 yılında yaptığı sürpriz bir açıklamayla, siyasetten çekildiğini ve yerine varis olarak Başbakan Vladimir Putin’i aday gösterdiğini açıklaması, Putin’e Devlet Başkanlığı yolunu açmıştı. Şimdi tarih yeniden tekerrür etmektedir. Putin de aynı şekilde kendi varisini seçmiş ve kendisinden sonra Devlet Başkanlığı görevi için dört siyasi partinin önerdiği Dimitri Anatolyeviç Medvedev’i desteklediğini açıklamıştır.

Kremlin yanlısı Birleşik Rusya Partisi'nin (Edinnaya Rossiya) öncülüğünde, Adil Rusya Partisi (Spravedlivaya Rossiya), Rusya Tarım Partisi (Agrarnaya Partiya) ve Vatandaş Gücü Partisi’nin (Grajdanskaya Sila) önerisini kabul eden Putin, yaptığı açıklamada ''yakın dostu ve sağ kolu'' Medvedev'i 17 yıldır tanıdığını ve adaylığını desteklediğini bildirdi. Şimdi bundan sonraki süreç, sadece formaliteden ibaret olacaktır. Birleşik Rusya Partisi'nin Başkanı Boris Grizlov, Medvedev'in adaylığını, 17 Aralıkta yapılan parti kurultayında resmen ilan etmiş bulunuyor. Her ne kadar Mart 2008’de yapılacak seçimlere birçok aday katılacaksa da, Medvedev dışında hiçbirisinin şansı yoktur ve çok büyük bir aksilik olmadığı takdirde Medvedev Rusya’nın yeni devlet başkanı olacaktır.

Medvedev ile ılıman bir hava esecek görünüyor

Putin, Medvedev’i seçerek, kendisine en fazla bağlı olan ve aynı zamanda kendisi ile en sorunsuz çalışacak, fazla hırslı olmayan birisini aday göstermiş oldu. Zira, ismi geçen diğer kişilerden Sergey İvanov’un, daha bağımsız hareket etme ihtimali mevcuttu. Aynı zamanda liberal görüşleri ile tanınan işadamları ile yakın ilişkileri olan Medvedev’in seçilmesiyle, Rusya’nın Batı ile ilişkilerinde daha ılıman bir havanın eseceğini söylemek mümkündür. Türkiye ile de benzer şekilde mevcut politikaların devam edeceği söylenebilir.

Rus dış politikası enerjiye endeksli

Medvedev Gazprom’un Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini de sürdürmekteydi. Bu sebeple Rusya’da yeni iktidarını, Gazprom iktidarı olarak da adlandırabiliriz ve enerjinin Rus dış politikasında son derece önemli bir rol oynayacağını da öngörebiliriz.

Putin, aslında sürpriz yapmayı seven bir lider olarak bilinmektedir. Daha önce Başbakanlık görevine atadığı sürpriz isimlerle, kamuoyunda kimsenin fazla bilmediği isimleri yönetimin üst kademelerine getirmekle, Devlet Başkanlığına da kamuoyunca fazla bilinmeyen bir ismi destekleyeceği yönünde beklentilerin doğmasına sebep olmuştu. Dimitri Medvedev ismi, kamuoyunda Devlet Başkanlığı için adı geçen ve fazlaca şans verilen isimlerden birisiydi. Ancak, Putin'in sürpriz aday beklentisi sebebiyle, Medvedev'e yine de fazlaca şans tanınmamaktaydı.

Artık Başbakan Putin olacak

Diğer taraftan Medvedev kendisini destekleyen parti liderleriyle 11 Aralık 2007 tarihinde yaptığı toplantı sonrasında bir açıklama yaparak, seçilmesi halinde Putin'i Başbakan olarak önereceğini açıklamıştır. Bu durumda 2008 yılında Medvedev Devlet Başkanı ve Putin ise Başbakan olarak kaldığı yerden devam edecektir.

Medved (ev) (Türkçesi Ayı), aynı zamanda Rusya’nın da simgesi. Ayı, Rusya'da kahramanlık ve cesaretin sembolüdür. Putin’in yanında stajını tamamlamış, liberal ekonomi ve Batıya karşı sıcak olan Medvedev’in adaylığı konusunda, Rusya’da neredeyse tam bir konsensüs sağlanmış durumdadır. Batının da Medvedev’e sıcak bakacağı kesin. Dolayısıyla da Medvedev Mart 2008’de, dört yıl sonrasında koltuğu Putin’e devretmek üzere Rusya Devlet Başkanı seçilecektir. Ancak, Rusya gibi dinamik ve hızlı değişen bir ülkede, dört yılın fazlaca uzun bir süre olduğunu da unutmamak gerekir.


Dimitri Anatolyeviç Medvedev’in özgeçmişi


1965 Petersburg doğumludur. Kremlin tarafından yayınlanan resmi özgeçmişinde birinci sınıf devlet danışmanı olarak tanımlanmaktadır. 1987’de Petersburg Devlet Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Medvedev, 1990’da hukuk alanında doktora derecesi almıştır. Daha sonra aynı fakültede 1999 yılına kadar öğretim görevlisi olarak çalışmıştır. Hukuk alanında birçok kitabın yazarıdır. Bu görevi ile eş zamanlı olarak 1990-1995 yılları arasında, aynı zamanda Putin’in de görev yaptığı Petersburg belediyesinde çalışmıştır.


1999’da Rusya Hükümeti Aparatı’nda müdür yardımcısı ve daha sonra Devlet Başkanlığı Aparatı’nda müdür yardımcısı olarak çalışmıştır. 2000 yılında yapılan seçimlerde Putin'in seçim merkezinin başkanlığını yaptı. Putin'in seçimleri kazanmasının ardından 3 Haziran 2000'de Kremlin'de görev aldı. 2000 yılından itibaren yine eş zamanlı olarak ve Rusya Devleti’ni temsilen Gazprom’da Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı ve Başkanlık yapmıştır.


Ekim 2002'de Rusya Devlet Başkanının Merkez Bankası Konseyi’ndeki temsilcisi oldu. Nisan 2004'te de Rusya Güvenlik Konseyi üyesi olarak atandı. Ekim 2003’den itibaren ise, Aleksandr Stalevich Voloşin’in istifasıyla Devlet Başkanlığı Aparatı Müdürü olarak çalışmaya başlamıştır.


Kremlin'deki Genel Sekreterlik görevinin ardından Mihail Fradkov hükümetinde, 14 Kasım 2005 tarihinden beri Başbakan Birinci Yardımcısı olarak görev yapıyor. Bu görevinde Medvedev, sağlık, konut edindirme ve eğitim konularından sorumluydu.


Dimitri Medvedev Kremlin’de etkin olan Rusça’da “Siloviki” olarak da adlandırılan “güvenlikçiler”den farklı olarak, asker ve/veya [1] FSB kökenli değildir ve liberal görüşleriyle bilinmektedir.


Evli ve bir çocuk sahibi olan Medvedev, Rus hükümetinin iş dünyasıyla ilişkileri en yakın isim olarak, liberal dünya görüşüyle tanınıyor.

____________________________
[1] Rusça’da "Siloviki" olarak adlandırılan güvenlikçiler; Putin ile beraber iktidarda ağırlıkları giderek artan istihbaratçılar (FSB), generaller ve diğer iç güvenlik öğelerinin üst düzey yöneticilerinden oluşmaktadır. Bu grup Petersburg Ekibi’nin bürokratik kesimi ile koalisyon halindedir.


Sinan OĞAN

TÜRKSAM Başkanı